Bir yanlışı düzeltmek istiyorum! Lütfen önce yazıyı okuyun. Düzeltmeyi yazımın sonunda yaptım.
Kerem Türkman’ın 10 Kasım yazısının orijinali
“Bu ülkede yaşayan herkesin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan: Atatürk. Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisinin elinden tutup, hasılat rekorları kıran bir filme gidememiş…
Trablusgarp Cephesi’ne, lüks uçak şirketinin ‘First class’ koltuğunda viskisini yudumlayarak gidememiş. Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için, kortej eşliğinde Mercedes’lerle gezememiş Anadolu’yu…
19 Mayıs’ta Samsun’a basan ayağında, ışıklı spor ayakkabısı yokmuş. Kazandığı her savaştan sonra, savaş sahasına fırlayıp moral veren, mini etekli ponpon kızları da yokmuş. Tarihi kayıtlara bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar…
Ülkesinde yapacağı devrimleri, inkılapları unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacaklarını da cep telefonundan öğrenememiş.
Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Paşa için Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden gitti…
Vatanın bağımsızlığını müjdelediği Meclis kürsüsünde şöyle ağzına layık bir mercimek çorbası içip, kuru fasulyenin suyuna ekmek bandıramadı… 20. yüzyılın bu dehasının, çerçeveletip duvarına asacak bir ihalesi bile yoktu. Yazık ki, hayatta bir reposu veya hisse senedi de olmadı.
Lozan zaferi veya Cumhuriyet’in ilanından sonra arabaya atlayıp, sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı… Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı. Deşarj olamadan gitti Ulu Önder!..
Atatürk’e acıyorum… Sen, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel. Sonra değerini bilemeyip, tek kadınla evlilik sistemini getir. Sen kalk, bugün yine kapanmaya başlayan Türk kadınına sosyal haklarını ver, çağdaş yaşama kavuştur… Çılgın fasıllara katılmak, sabahlara kadar içki içip, vals yapmak, babasının faytonunu alıp şöyle bir Emirgan yapmak varken…
Bunları yapamazdı Atatürk… Ne korna çalıp dolaşacak bir arabası vardı, ne balkonuna çıkıp silah atacak bir evi. Cumhuriyet’i ilan ettikten sonra, hayatını yaşayabilirdi değil mi? Bizim bu yaşadığımız hayatsa, Atatürk yaşamadan ölmüş demektir.”
Kerem Türkman 10 Kasım 1994
Düzeltme
İlk hata yazının sahibi hakkında. Yazı Kerem Türkman’a aittir ve Kerem Türkman bu yazıyı 1994 yılı 10 Kasımı’nda üniversiteye giderken yazmıştır. (Resimde sağdaki takım elbiseli kişi) İnternette ise ilkokul öğrencisinin yazdığını söyleyen mi ararsınız, ortaokul öğrencisi mi ararsınız… Hatta Reha Muhtar, Sabah gazetesindeki 11 Kasım tarihli köşesini, ‘Minik bir yüreğin sesi’ne ayırdı. Reha Muhtar, köşesinde, ‘bir ortaokul öğrencisinin okulunun duvar gazetesine yazdığı’ bir yazıya yer verdiğini belirterek, ‘Belki tek başına yazmadı bu satırları, annesi babası yardım etti’ diye de eklemiştir.2. İnternette dolaşan yazıda, yazının en sonuna eklenen tabir: “Tek suçu iki kadeh rakı içmekti…” Yukarıda yazdığım gibi orjinalinde böyle bir satır yoktur!
Son Söz
Bu düzeltmeyi yapmak istedim çünkü ortada büyük bir yanlış anlama ve Atatürk’e söylenen kötü bir söz vardı… Umarım bu yazımı okuyanlar hatalarından dönerler ve eğer yayınlamışlarsa yazılarını düzeltirler.
Kaynaklar
Resim: Kho.edu.tr
Yazının tarihçesi ve hikayesi (buradaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim): Habervitrini
yeterince anlamlı ve güzel olmuş başarılarınızın devamını dilerim iyi çalışmalar
mehmet arkadaşıma katılıyorum çok güzel bir yazı olmuş başarılar
haklısın bence tebrık edıyorum bu benım ısıme bayagı yarscak sagolun!!!!!!!
bencede güzel bi anlatım olmuş teşekkürler
selam.güzel bir yazı olmuş tebrik ederim
ya süper olmuş çok saolun ya başarılarınızın devamını dilerim iyi çalışmalar tekrar saolun,,çok tşk ederim
çok çok çok güzel noktalama işaretlerini çok
beğendim ve ayrıca bu siteyi öğretmenimiz bize özellikle verdi.
ama öğretmenimin dediği kadar da güzelmiş
bence çok güzel bir yazıydı öğretmenim beğendi
bu sitede çok beyendim
atatürkü çok seviyoruz
çok beyendim bu şiirleri kim yazdıysa sol sun
bence süper olmuş benim işime çok yaradı zaten teşekkür ederim
tek kelime ile super.tşk ederım.
düşünen için yeterince anlamlı .. tebrik ederiz.
Öncelikle iddianız çok ütopik olmuş.
– Cep bilgisayarı dediklerinizin ne zaman üretildiğini ve genel kullanıma sunulduğunu sanırım en az benim kadar siz de biliyorsunuz. Ama kesinlikle 1994 yılı ve öncesi değildir.
-Ayrıca futbolla ilginizin sanırım az olması sonucu şu ince detayı da atlamışsınız, Bursasporun timsah yürüyüşü yapması ve timsah hadisesini kullanmaya başlaması.. Bu da 1994 yılından sonradır..
-Vee gelelim olayın can alıcı boyutuna.. Burada Başbakan ın Cep Telefonuyla kendisine suikast haberi verilmesi meselesi ironi edilmiş, ve cep saatinden vurulması meselesiyle kıyaslanarak olaya bir gönderme yapılmıştır, sanırım gündemi de takip etmediğiniz böylece ortaya çıkmış oluyor, eğer hangi olaya gönderi yapıldığını anlamıyorsanız o zaman herhangi bir iddiada da bulunmamanızı tavsiye ederim. Çünkü bu olayın geçmişi de 2 yıldır.
Gelelim sadede, bu yazılan eser herhangi birisine ait falan değildir, kimseye yamamayın.. Bunu o bahsettiğiniz kişinin yazdıklarıyla bizim çocukların harmanlaması sonucu bu hale geldiğini açıkça yazın da kimsenin emeğine saygısızlık olmasın..