Futbolu severim ama ne Süper Lig ne de diğer ligler çocukken yaptığım mahalle maçlarının tadını vermez. Ne arkamızı dönüp ayağımızın topuk kısmıyla kullandığımız penaltıları unuturum ne de eksik adam olduğunda ilk yarı bir takımda ikinci yarı diğer takımda oynadığım maçları. Nerden çıktı bu konu da sen böyle içlendin Erhan diyebilirsiniz.
Volkan’ın günlüğünde gördüğüm Mahalle Maçları başlıklı yazı beni bunları düşünmeye itti. Çocukken yapmış olduğumuz maçlardaki bazı deyimleri açıklamış Volkan fakat bunların tadını hiç bir sözlüğün tam olarak açıklayabileceğini sanmıyorum. Hani yaşayan bilir derler ya aynen öyle işte. Bakın size bu deyimlerden birkaç tanesini göstereyim.
ADAMIN GOL DİYO: Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan “Direk ulan.” diye anırmaktadırlar. Fakat içlerinden biri, “Gol abi.” der. Karşı takımdan bunu duyan biri direk atlar ve, “Ulan adamın gol diyo.” diye serzenişte bulunur. Gol sayılır, adam dövülür.
KALECI DEĞİŞTİN 2 PENALTI: Herhangi bir penaltı pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarından biri geçmek ister çünkü o her mevkide iyidir. Buna karşılık karşı takıma teselli olarak ekstra bir penaltı verilir. 1+1=2.
Bu güzel deyimlerin devamını Volkan’ın mekanda okuyabilirsiniz. Bu deyimlere bir tane de ben eklemek istiyorum.
KALECİ OYUNCU:Kalecilerden birisi bir anda gaza gelir ve ayağında topla önüne gelen oyunculara çalım atarak ilerlemeye başlar. O anda sesler yükselir: “Hooop! Kaleci oyuncu yok olum!”. Tabi ölümüne gaza gelmiş olan kaleci durur mu, aynen devam eder. Ta ki birileri ayağından topu alana kadar. Ardından kuyruğunu kaptırmış kedi gibi kendi kalesine koşar kalan tüm gücüyle.

yakuter.com © 2006-2008 Erhan Yakut. Site tasarım fallendesign.
Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
1 Damacana
06 Ağustos 2007, 21:28
Ne günlerdi be, beni benden aldı bak.
2 DeepSo
06 Ağustos 2007, 21:38
Penalıda 9 adım sayardık.Babanın yanında da böyle mi yürüyordun derdik :)
En güzeli 3 korner 1 penaltı.Ama şimdilerde gençlik sokak basketboluna daha fazla ilgi gösteriyor.
3 grkn
06 Ağustos 2007, 22:26
o penaltıdaki “sokakta böle mi yürüyon?” muhabbeti bitiriyor cevap olarak “para almaya giderken böyle gidiyorum” gibi sözler sarf etmişliğim vardır :)
4 Rafy
06 Ağustos 2007, 22:28
Heyyttt be ne gunlerdi şimdiki cocuklar internette kantır turnuvası yapıyo .
Eskiden mac yaparken macın en guzel yerinde annem bagırırdı
-rafeeeeeeeeeeeeeetttttttttttt ezan okundu hadi eve gel=)
şimdi ise diğer anneler cocuklarını dısarı cıkarmak için
-oğlum cık dısarı biraz hava al.ölcen kalcan o pc başında
diye haykırışlarda bulunuyorlar.
sadece macla sınırlı degil tabi cocuklugumuz.
meşe(bilye),futbolcu kartları,çivi,top saklambacı(muçi),vs…
Erhan abi yaktın beni=)
5 henster
06 Ağustos 2007, 22:57
arkadaş iyi yerden girmiş konuya ;) eski anıları hatırlattı bizlere.
bizde maça başlamadan önce ufaktan olay çıkardı oyuncu seçmelerinde. Sen güçlü adamı aldın bana güçsüzler kaldı diye. :D
birde oynadığınız yer top oynamaya müsait değilse küçük biyer veya sokak arasıysa maçın en güzel anında bir evin balkonundan yüksek sesle “yeterlan sizin gürültünüzümü çekecez” gidin başka yerde oynayın gibisinden laflar duymaya alışmıştık o zaman.:) ne günlerdi.
6 h-yaman
06 Ağustos 2007, 23:01
Bir de out vardır ki evlere şenliktir kendisi. Kaleci nedense sahanın en küçük elemanıdır. Zıplamasa dahi zıpladım deyip golü saymaz. Saha 5 dakikalığına karışır. Saha dediğime de bakmayın. Ya okul önü ya da taştan yapılan kalelerin olduğu az araç geçen bir yoldur :) Hey gidi günler hey, büyümüş be!
7 MaFiAMaX
06 Ağustos 2007, 23:16
Arkadaşlarımla bazen sohbet ettiğimizde laf çocukluğumuzdan açılır ve biz de bu “mahalle kültüründe” büyümüş çocukların yaşadığı güzel günleri yad ederdik. İyi ki bu konuyu açmışsın. Her çocuk gibi bizde sabahtan akşama kadar güneşin altında maç yapardık ama banamısın demezdik. Şimdi ise bir saatlik halı saha maçı yataklara düşürüyor. Maçlarda tartışmasız gol pek azdı, her seferinde ya “abi kaleceinin çok üstünden gitti” ya da “abi tam taşın üstünden geçti, direkti” tartışmaları başlardı. Hele bir de sürekli çalım yapmaya çalışan bir arkadaşınız varsa Allah başlardık “ulen ben senin…”
Şimdiki gibi her yer ev olmadığından genellikle boş arsalarda maç yapardık, ama gün aşırı topumuzu yaşlı teyze patlatırdı, hatta bir gün hiç unutmam orjinal Mikasa topumuzu patlatmıştı, nasıl da üzülmüştük.
@Rafy’nin dediği gibi şimdiki çocukları evden kovuyorsun gitmiyorlar, bunlardan biri de benim kardeşim :-)
Valla içimi döktüm buraya, Allah razı olsun senden Erhan.
8 Musty
06 Ağustos 2007, 23:18
Abi en önemli kuralı unutmuşsunuz ya çaprazdan penaltı olmaz :D En çok güldüğüm budur benim. Tabi bi de barajlar 3 adım olur. Hamdi’nin dediği zaten ayrı bir alem tabi onu yapan insanlardan biri benim ben kaleci olurdum çünkü :D atamazlardı ah ah :D
9 yakuter
07 Ağustos 2007, 01:21
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu güzel konu için Volkan‘a teşekkür etmek lazım. Ben sadece onun düşüncelerine kendiminkileri ekledim.
Hepinizin söylediklerine istisnasız tek tek katılıyorum. Meğer ne de çok ortak yanımız varmış ve Türkiye’nin her yerinde futbolu aynı şekilde oynuyormuşuz :D
10 h-yaman
07 Ağustos 2007, 08:13
Futbol sokaktadır :)
11 Bilal Bilgi
07 Ağustos 2007, 08:53
Abooo :D
Güneşin en güzel doğduğu o günlerde okulun son zili çalar çalmaz koşa koşa eve gidilir. Seri bir önlük çıkarma ve çantayı savurma hareketinin ardından tekrar sokağa dönülür. Bakılır ki sınıftan ve mahalledeki birçok arkadaşın saha’da (binanın önü işte nerde gezer bizim gibi veletlere saha). Kale’ler kurulur baça başlanır. Az önce arkadaşlarınız olan karşı takımdaki elemanlar gözünüzde düşman süliyetine bürünmüştür :D helede karşı takımda kaliteli bir oyuncu varsa vah haline, tekmeler omuzlar hep o çocuğun üzerine üzerine gelir. Yinede gol atmayaı başarır. Maç devam ederken uzaktan bir araba görünür, topa sahip olan kurnaz çocuk helede kalye yakınsa STOPPPP der ve arkasını döner, diğer uyanık çocuklar birkaç adım daha atarak ancak(!) dururlar. Laf dalaşı başlar. “Mehmeeeet olum stop dediğimde sen nerdeydin daha geliyon lan, dön geri” :P Bu tür tatrışmalar devam ederken araba geçmiş olur ve birden başla dersiniz. Eğer kaleye yakınsanız tek ve son vuruşunuz kaleye olacaktır. Büyük ihtimal gol. Tartışmalar sürer :D
Birde mahalle maçları olur, ev sahbibi ve deplasman :D arasındaki fark sadece birkaç bina ve çürümüş asfalttır. Kesin bir pele lakaplı sporcu (!) bulunur bir takımda.
Her neyse zaman nasıl geçer bilinmez, hava güzel ışıltısını karanlığın gölgelerine teslim ederken “Akşam Ezanı” okunmaya başlar. Olamaz! dersiniz ve La ben gidiyorum ezan okunuyor nidalarıyla arkadaşlarınızı selamlarsınız. Geldik işin en zor kısmına. Akşam ezanından önce evde olmanız gerekmektedir. Eğer ezan hala okunuyorsa pek sorun yok, ezan bitmişse eve girmeniz biraz zor olacaktır :D hahaha. Baba’nız görmeden odanıza sıvışır, sanki evdeymişsiniz gibi elinizi yüzünüzü yıkar sofraya günün yorgunluğunun ardından kıpkırmızı olmuş bir suratla oturursunuz. Hey hey! Daha yazmaya devam etsem kitap olur. Sanırım hayatımızın en samimi ve zevk dolu günleri bunlar idi…
12 Emre
07 Ağustos 2007, 09:45
Birde penaltı için 9 adım gerekiyor. Yani bu 9 metre. Zaten sokak 3-4 metre :D Ve dibine kadar gidiyorduk penaltı atabilmek için. Ne gıcık bişi bu yaa. Baraj içinde öyle 2 metreye olur mu. Ama çok eğlenceli idi. Hey gidi günler hey.
13 Doğan AYDIN
07 Ağustos 2007, 12:23
Ne günlerdi valla ya, ben çocukluğumu özledim :) Bende oraya
TAŞ ÜSTÜ : Şut vurulur top taşın üstünden dışarı çıkar, vuran kişi GOOOLLL diye bağırır, rakip hayır taş üstü der; şutu vuran taş değilde direk olsaydı çarpıp gol olurdu der… Gol mu olur, kavga mı çıkar bunu Takımların şiddet gücü belirler :)
Yazmıştım; ancak burada da bahsedilmiş zaten heryerde bahsedilmesi normal değil mi :)
Teşekkürler bu güzel paylaşım için volkan’a ve buradan okuduğum için Erhan’a :)
14 Ahmet Eyüp ARTIR
07 Ağustos 2007, 12:28
bu konu hakkında bazı mükemmel yazılara şurdan da ulaşabilirsiniz ;
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mahalle+maclari
15 MaFiAMaX
07 Ağustos 2007, 12:46
@Bilal Bilgi,
Stop muhabbetine değinerek en önemli konulardan birine değinmişsiniz. Vallahi aynen dediğiniz şeyler bizim maçlarda da oluyordu. Meğer yakuter’in dediği gibi ne çok ortak yanımız varmış. :-)
Mahalle maçlarından laf açılmışken hiç unutmam mahallenin büyük abileri bizi toplamış ve takım oluşturmuştular, sözde onlarda bizim teknik patronlarımız. Günlerce bizi çalıştırmışlardı ve nihayet karşı mahalle ile karşılaşma vakti gelmişti.
Şansızlıklar daha ilk dakkikada başlamış ve benim elime istem dışı top çarpmıştı, tabi bunu gören teknik abilerimiz bana o dakika bağırmaya başladılar. Ben tabi maça devam ettim. Sonra top yine elime çarpmaz mı! Haydaaa, abiler yine bana yüklendiler o kadar kızdılar ki sinirden ağlamıştım :-)
Ne güzel turnuvalar olurdu. Dünya Kupası halt etmiş. :-)
16 enver
09 Ağustos 2007, 22:16
Eski izlenimlerim ve yukarıda okuduklarımdan sonra ben çocukluğumu eksik yaşamışım diye düşünmeye başladım. Yukarıda ki gibi anılarımı saysam sayısı bir elimin parmaklarını geçmez sanırım. Ben mi çok geç kaldım acaba . . . : (
17 Caner Güral
11 Ağustos 2007, 22:13
Bir de tabi kalecilerin mazeretleri vardır.Ben futbolu pek sevmezdim ama kalecilik yapmaya bayılırdım.Tabi abanmazlarsa :)
Genelde bir sabahları okuldan önce bir de okuldan sonra maç yapardık (öğlenciyiz ya hani 12:00-17:00).Yerin herhangi bir önemi yoktur.Kamyonu olan komşunun tekerleğinin altına koyduğu 1-2 taş kale için işimizi görürdü.Yani tek kale !
-Benimle aynı takımdaki kaptan (minik pele sanki):Ya neden atlayamıyorsun sen ? Adam soldan soldan vuruyor işte hep, atlasana !
-Ben:Abi nasıl atlayayım o kadar yüksekten ! Görmüyor musun yer gök çakıl ! Annem ne der sonra ? Zaten geçen akşam Özge yakartop oynarken üstüme çamurlu topu vurdu diye o kadar laf yedim,…. :)
Mamafih bir de tek kalede “adamın açılıyo” mevzusu vardır.
-Ömer:Caner, adamın açılıyor abi, bak bak ta bakkalın oraya kadar gitti
-Ömer’in yoldaşı da arkadan uzaklara dalarak :) :Yemiyo abi burada çalıma girmek, ondan.
-Caner:Abi n’abıyım gitti işte, vardır bir bildiği, bilmiyor musunuz siz onu, adam koşmadan yapamıyor
Yukarıda da belirttiğim gibi bir de “Abanmak” mevzusu vardır.Bunu da katabiliriz yukarıya.
ABANMAK:Rakip takımın oyuncusunun, aslında kurtarabileceğiniz bir hızda bile olsa, topa sanki topu patlatacakmış gibi bakıp, vururken sizin korkudan arkanızı dönmenizi sağlayacak kadar hızlı vurmasıdır.
Erhan, sen çok yaşa he mi :)
18 Okan Okkeyno
13 Ağustos 2007, 02:37
ya ağlayasım geldi ya ):
15 yaşına kadar hep oynadım sokakta.. sonra lise başlayınca jilet gibi kesildi. ve bilgisayar sağolsun artık çıkamıyoruz. İnş. Cennettede böyle bir fırsatımız olur. Hayat çok kısa ): Eyv. Yakuter