1182 takipçi
Uzun zamandır yoğun ve koşturmaca içinde olduğum için siteme odaklanıp da makale yazamaz oldum. Aslında şuan malesef yine dar bir vakitte yazıyorum. Bu nedenle makale yazmak yerine size küçüklüğümdeki bilgisayar merakım üzerine bir anımı paylaşmak istiyorum. Aslında her şey bir inat uğruna başladı…
Yıllardan 1995. Orta okula yeni başlamak üzereydim. Bilgisayar konusunda inanılmaz bir merak ve heyecanım söz konusuydu. Henüz bilgisayarım olmadan bilgisayar dergilerini araştırıyor, bilgisayarı olan arkadaşlarımla konuşuyordum. Bu arada orta okula gitmeme rağmen normalden daha ufak tefek dururdum (en fazla 4. öğrencisi gibi). Ailem ile beraber bir bilgisayar firmasına gittik. Satıcı ne tür bir bilgisayar istediğimizi sorduğunda ben söze girdim ve başladım anlatmaya;
Pentium 75 işlemci (O zamanlarda yeni çıkmıştı)
4mb ekran kartı
800mb harddisk
128mb RAM
Fax/modem
Bunlarla birlikte bir iki özellik daha saymıştım ama tam hatırlamıyorum. Neyse olayın can alıcı kısmı şu, karşımızdaki adam aileme dönüp dedi ki;
İyi ezberlemiş!
İşte bu sözü ve bu olayı hâlâ hatırlarım. Söylediklerimin ne olduğunun bilincindeydim ve hatta daha o yaşta RAM’in ne yaptığını bile, nasıl çalıştığını bile anlatabilirdim ama gelin görün ki bu söylediklerimi ezberlemiş olduğumu sandı değerli şahsiyet. İşte o günden sonra daha bir hırslanmıştım. Belki o zamanlarda çocuk aklımla küsüp bilgisayar almaktan vazgeçebilirdim. Ben ise ne yaptım biliyor musunuz? Yaklaşık 1 hafta sonra orta okul 1. sınıfa giderken ilk bilgisayarımı aldım ve bir abimde gördüğüm Qbasic programlama dili ile programlama dünyasına ilk adımımı attım.
Görüyorsunuz ya bazen size kötülük yaptığını, size hakaret ettiğini düşündüğünüz insanlar aslında nasıl da teşvik edici olabiliyorlar. Hayatta böyle bazı anılarım hep olmuştur. Kim bir şey yapamayacağımı veya beni yolumdan vazgeçirmeye çalışsa daha bir hırsla çalışır, bu düşünceyi yıkmak için uğraşır oldum. Bu şekilde de devam edeceğini umuyorum.
Saygılar, sevgiler…
Genç yaşlarda programlama ile tanıştı ve Delphi ile başladığı programlama macerasına şuanda PHP, SQL, Javascript, AJAX, CSS, XHTML teknolojileri ile devam etmektedir. Elektrik - Elektronik bölümü mezunu olan "yakuter" 2006 yılından itibaren yakuter.com'un yazarlığını yapmaya başlamıştır.
Erdal
17 Haziran 2009
Küçükken ben de ilkokul öğretmenime matematik de iyi olduğumu söylediğimde kendisi aşağılayıcı bir şekilde kahkaha atmıştı ve beni tüm sınıfa rezil etmişti.
O gün çok küçüktüm, 4. sınafa gidiyordum ama hala hayatımda unutamadığım anların başında gelir.
Şimdi ne mi oldu? Şeytan diyor git eski okuluna, bul o öğretmeni, fırlat suratını 2.500.000 milyon kişi içinde 75.000′nci olduğun sonuç kağıdını…
Erhan senin konuya gelirsem de 1995 yılında Qbasic ile tanışmış olman beni şaşırttı. Zira 95 yılında bizim sadece Orhan isimli bir arkadaşta bilgisayar vardı. Kulakları çınlasın şimdi nerdedir ne iş yapar bilmiyorum :)
yakuter
17 Haziran 2009
@Erdal, bana bilgisayarı alan abi programcıydı. Oyundan önce bana Qbasic’i kullanmayı gösterdi. Öyle bir tanışmıştım. Bu arada senin hikayen de gerçekten öğretici. Demek sadece ben değilmişim potansiyeli görmezden gelinen…
Emre Yılmaz
18 Haziran 2009
Güzel hikayeler. Benimde hayatımda bir tane var aslında, ve belki daha da çoktur fakat bir tanesi damarıma bastı.
Lise 1. Sınıf
Bilgisayar hefesi okuduğum anadolu teknik liseyi bırakmamla birlikte daha da arttı. Yeni okulum evime daha yakındı. Bilgisayar bölümü okumak istedim ama kontenjan dolu dediler (ki istedikleri okul harcını yatıramadığımı varsayaraktan) beni mobilya ve dekorasyon bölümüne montelediler. Bilgisayar bölümü hocalarıyla tanışmam uzun sürmedi. Gayet iyi insanlardı aslında. Ama birisi aşırı egoist ve kibirli idi. Sürekli öğrenme hevesinden dolayı hocaya farklı konularda ( bilgisayar üzerine ) sorular yöneltirdim. Çok sık gerçekleşmeyen bu durumları bir tanesi sürekli olarak pas geçerdi. Cevap vermezdi. Ya napacaksın gibi şeyler söylerdi. Aldırış etmezdim.
Sonunda olan oldu!
Sayın hocamız bana git odununla uğraş olm ne işin var burda. Diyince ben kırılma noktasını çoktan aşmıştım. O günden sonra bilgisayar bölümü kapılarını bir kez dahi açmadım.
Tâki 3. sınıfa kadar!
Lisede yaptığımın çocukluk olduğunu düşünüp hocalarla arayı düzeltmeye karar verdim. Zaten o hoca okuldan ayrılıyordu. Benim ise son yılımdı. Barışmak gerekli diye düşündüm. Gittim, fakat hocanın pek değişmediği gerçeğiyle karşı karşıya kaldım. Yaşca biraz büyüdüğüm için daha saygılı davranıyordu. Ama hala bit yavrusu kıvamındaydı.
Çok iyi sistem yazıyormuş!
Sürekli bana ve diğer bilgisayar bölümü öğrencilerine yaptığı okul sitesinin çok iyi olduğunu rusların saldırılarına bile karşı koyamadığı anlatıyordu. Helal olsun dedim. Ve bir eser varsa ortada görmek lazım gelir diyerek okul sitesine ziyaret amaçlı girdim. Üye bilgilerimi okuldan alıp giriş yaptıktan sonra sistem üzerinde dikkatimi çeken hataları inceledim. Bu hataları denk geldiğimde Sayın hocamıza bildirdim. Aynı okuldan Elektronik bölümünde okuyan başka bir bilgisayar meraklı arkadaşla msnde konuşuyorduk. O gece eve geç gelmiştim. Ve bakalım şu siteye dedim. Ne yazık ki o gece acı gerçek ortaya çıktı. Sistemi hiçte o kadar kaliteli değildi. Detaylarını pas geçerek devam ediyorum. Gece içinde sisteme izinsiz ulaşımı sağladım. Tüm kaynağı bir güzel çektim ve o günkü heveslerimizle bir güzel zoneh mirror uygulamasına site linkini yolladım. Diğer çocuk sağolasun sistemde tehlikeli bir açık bulduğumu hocaya bildirmiş. Sabah okula gittim. Bir güzel hoca laf etti. Ben saygılı olun dedim. Biraz tartakladı. Hadi dedim okulun son günleridir ses çıkartmayayım. Haksız gibi gözüksemde okul sitesindeki küçük açıkları bildirince memnun olan hoca, bu açığı bildirmemi beklemeden beni azarladığı için haksızdı. Sonuçta sisteme zarar verilmemişti. Hala çalışıyordu. Ama 1. sınıf intikamını kötü almıştım. Tabi bütün okulun duyması zoruna gidecekti hocanın. Ki duydu da :)
Bölüm Hocam Tebrik Etti :)
Mobilya dekorasyon bölümü şefi hocamız beni bu olay için tebrik etti. Fakat yinede gidip hocadan özür dilememi istedi. İyi dedim gittim özrümü de diledim. Ve bölüm şefinin şu lafına dikkat çekiyorum. Oğlum bu hoca seni çekemediği için böyle yapıyor olmasın :) Tabi ben saygıdan yok hocam öyle şey olmaz demiştim.
İşte o günden sonra herşeyin yıkılabileceğini ve herşeyin yapılabileceğini anladım.
Şu anda!
Freelance bir yazılım uzmanıyım. Teşekkürler Sayın Hocam :)
yakuter
18 Haziran 2009
@Emre, demek ki herkesin önünde bir taş bulunabiliyormuş. Bu söylediğin bir de öğretmen, hani bize yol gösterecek türden. Özel sektör mantığıyla hareket etmiş resmen. Sanki ondan daha iyi olursan sen onun yerine öğretmenlik yapacakmışsın gibi. Fakat yazımda da belirttim, böyleleri aslında bizim için ateşleyici birer unsur, teşekkür etmek lazım(!)
efecan
18 Haziran 2009
Bu gibi olayların yaşanması insana bir azim veriyor, intikam duygusuda tatlı gelmiyor değil hani. Bu benzer bir olay geçmişti benim başımdan da; İlk bilgisayarım Lise hazırlıkta alınmıştı ki 2003-2004 yılına tekabül ediyor. Bilgisayar ilk geldiğinde şimdiye kadar sadece Internet Kafelerde Gta Vice City oynamış biriydim ve fareyi kullanmakta bile zorlanıyordum. Gelen bilgisayarıma oyun kurması için yakın bir internet kafeciyi çağırdım ve “kantır” ve “geta” kur dedim. Adam sistemimi incele ve Gta için yetersiz olduğunu ve sadece Counter Strike kurabileceğini söyledi. Ancak bunun için ozamanın parasıyla 15 Milyon istedi. Elimiz mahkum mecburen verdik o parayı. Tabi bu biraz hırslandırdı beni, ilk başlarda oyunları dosyalarını incelemeye başladım, sonra ne işe yaradıklarını derken 1 ay sonra tüm menülerini ve haritalarını değiştirdiğim bir Counter Strike’ım olmuştu… Tabi burada bitmedi bu hırslanma olayı, bir forumda “Programlama için hangi program gerekli” başlıklı yazıma senden birşey olmaz diyen abiye de teşekkür ediyorum çünkü şuan büyük bir bilgisayar firmasında çalışıyorum.
Ne anlatasım varmış :)
Yakup Başaran
18 Haziran 2009
@Erdal
2.5 milyon kişi içerisinde 75 bininci olmak başarıysa tebrikler :)
Sercan
18 Haziran 2009
lise 1′de ilk dönem karnesi geldiğinde büyük ihtimalle kalacak öğrenciydim hatta başını çekiyordum.Hocalar git laleliye çalış diyordu :) Sene sonu geldiğinde krediyle geçtim.O okuldan ayrılırken müdürlerde çalışmamı söylüyordu şimdi lise 3 sözele geçtim o hocalara o müdürlere teşekkür belgesini fırlatasım var :)
Düşündüğümüz zaman hepimizin hayatında bu tür öğretici şeyler var.Lise1e giderken o okuldan bir çok arkadaşım ayrıldı yada okulu bıraktı.Bende sınıfı geçip o okulu bıraktım :) Bence hayata küsmemek ve kendine güvenmek gerekiyor.Lise1 ilk dönemde 2 sene sonra lise3e sınıfta kalmadan adım adım geçiceksin deseler gülerdim :) !
Eshki-Eric
18 Haziran 2009
bizim aile’de herkes böyle yapamassın edemessin deyip duruyorlar :) ben ne mi yapıyorum sadece gülüyorum. yakında parayla oynamaya başladığım zaman hepsine hatırlatıcam yapamadıklarımı :)
Ertuğrul Erkan
18 Haziran 2009
Hhehe şu sıralar benimde başıma gelen en büyük problemlerden. En azından sizinkieler yaşanmış ve şu anda gülünecek bir anıya dönüşmüş. Ben bunları şu sıralar sürekli yaşar hale geldim.
İlkokul öğretmenim sayesinde başlamıştım bilgisayara. O zamanlar tıpkı sizin gibi benimde bilgisayarım yoktu. PCWorld dergileri, cd leri vs toparlar dururdum. Neyse geçen sene bir poster ödevini verdiğimde Matematik hocam “bunu sen yapmadın değil mi” diye rezil etmeye çalışmıştı. Sinirlenmiştim bayağı. Bir de bu sene bilgisayar öğretmenimiz var. Hala yaptıklarımı kanıtlamak için bin takla atmam gerekiyor fakat kaale bile almamaya başladım :)
Ahmet Orhan
18 Haziran 2009
Valla herkesin bir inadı var ki bu inat en iyisi:) Bu olayları iyi yönde kullanmak bilmek lazım. Benimde benzer iki hikayem var ama sonrasında hırs yapmadım:D
-İlki yakuter’in dediği gibi bir olay. Ben ilk bilgisayarımı 2006′da aldım. O zaman bilgisayarı almaya gittiğimizde bilgisayarcı Intel Centrino verelim dedi bende yok çift çekirdek olsun dediğimde bilgisayarcı bana
O ne işe yarıyor biliyor musun? İkiside aynı görevi üstleniyor fark yok
diyerek yüzüme pis pis bakmıştı. O sırada basit bir örnek olan oyun oynarken müzik dinleyebilirim ve bu işlemi sıkıntısız yapabilirim ama Intel Centrino ile ikisinden birini seçmek zorunda kalacağım dediğimde sesi kesilmişti. Daha da açıklama yapmadım tabiki:) Tahin edin ki o zaman ki isteğimi, bilgisayarı öğretenler şimdi gelip bana soru soruyorlar:D
-Bir diğer olayda okuldaki biyoloji hocasıyla aramda geçmişti. Lise sonda okulda olduğumuz son sınavda bir sorunun cevabına itiraz etmiştim. Hoca cevabın kendi dediği gibi olacağını ve bunun doğru olduğuna emindi. Ben itiraz ediyordum, o sıralarda ÖSS’ye çalıştığım için ve konularına hakim olduğum için emindim fakat gel gelelim hocaya bunu anlatmak çok zordu. Arkadaşlarım destekliyor tahtada çizerek filan anlatıyor ama yok inat ediyordu. Tabi bende inat ettim. Hocayla bağrışma çağrışma:D en son hoca sana ezberci diyorlar doğru demekki deyince bende sinirlendim ve hocaya gayet yüksek sesle! bir daha bakmasını söyledim. Sonra ne mi oldu? Hoca diğer ders gelip benden özür diledi ve haklıymışsın dediğin doğru diyip o soruma doğru cevap verip, ezberci değilmişsin dedi. Benim o çıkışım sayesinde 10-15 kişi ekstradan puan almıştı.
Bu tarz olayları unutmamak ve karşımıza çıkan olayları farklı yorumlarsak gayet iyi işler çıkabilir.
gevv
18 Haziran 2009
Ne güzel abi erkenden bilgisayarını alabilmişsin keşke herkes senin gib şanslı olabilse benimde çook büyük merakım vardı anca 20 yaşında kendi bilgisayarımı alabildim bazen keşke ilk heves ettiğim günlerde imkanımız olsaydı şuan çok meraklı olduğum bir çok konuda belkide uzman olurdum fakat senin başına gelen olay gibi her işte bir hayır vardır
Eray Alakese
19 Haziran 2009
“Sen ne yapacaksın onu, bu sana yeter” deyip zorla ellerindeki malı sattırmak isteyen, hatta zar zor ikna ettiğim ailemi bu kararlarından döndürmeye çalışan satıcılar oluyor. Bende sırf aynı inatla, “Aman yapacanda noolacak?” sözlerini duya duya programlama işine girdim. Hala da duyuyorum en güzeli duymamazlıktan gelmek :)
Hüseyin Çelik
19 Haziran 2009
erhan abi ne güzel işte belki o olay yaşanmasaydı bugun yakuter olmayacaktı…Ayrıca kısada olsa yazılarını okumak isteriz.
Mehmet YILMAZ
19 Haziran 2009
Merhaba,
Her eski bilgisayar aşığının buna benzer hikayeleri vardır. Sizinki de mükemmelmiş :)
Ahmed Alparslan Özdemir
19 Haziran 2009
Bende Bir Küçüğünüz Olarak Benzer Bir Hikayemi Daha Doğrusu Web Programlamaya İlk Adımımı Atmama Neden Olan Olayı Anlatayım:
5.Sınıfta Sınıf Hocamız İle Otururken Tam Olarak Hatırlamıyorum Ama Galiba, İnternet İle İlgili Bir Konu Açılmıştı.Arkadaşın Biride Hocamıza Bir Site Yaptığını ve Adresini Söyledi.O Sıralarda da Babam Bir İhtiyacı İçin Html Editör(galiba ace html gibi bir şeydi)Yüklemişti ve Bende Merak Edip Ne İşe Yaradığını Sormuuştum.O da Bana Bir Kaç Şey Göstermişti.(“img”‘nin “alt” özelliği)Benimde Çok Hoşuma Gitmişti.Sınıfdaki Arkadaşda Site Adresini Verince Bende Hemen Eve Gittiğimde Siteye Baktım.Modifiyeli Otomobil Resimleri Koymuş,Bunlara Linkler Vermiş Açıklamalar Yapmış.Bu Benim Çok Hoşuma Gitmişti.Aynı Zamanda Feci Bir Kıskançlık Duymuştum.’O Benim Bilmediğim Bir Şeyi Biliyor,Hocam Onu Benden Daha Yetenekli Görüyor…’:) gibi Düşüncelerle Hırslandım ve Araştırma Yaptım.(inşallah reklama girmez)Webdersleri ve Bedava Site Yapmak Adında Siteler Buldum.Her Gün Oturdum Bilgisayarın Başına Ordaki Dersleri Okumaya ve Uygulamaya Başladım.Bu Zamana Kadar Bir Şeyler Öğrendik İşte.Herşey Basit Sadece Html Bir Siteyle Başladı Buraya Kadar Geldik.Buraya Kadar Geldik Dediğim Aslında Çok Bir Şey Değil Ama En Azından Html Biliyorum.Orta Düzeyde Photoshop,Temel Asp ve Css Bilgimde Var.Ama En Önemlisi Gelecekle İlgili Bu Alanda Hayallerim Var :D
Ramazan Aysal
19 Haziran 2009
gerçekten çok güzel bir anı.Bizimle paylaştıgınız için teşekkur ederim..
Faruk Öz
19 Haziran 2009
Herkesin bir hikayesi var. Benimde olsun madem:)
Ben sizler kadar bilgili değildim tanışma esnasında. İlk bilgisayarımı aldığımda bilgisayar ile ilgili hiç bir bilgim yoktu. Elektrikçi olarak çalışıyordum. Aynı firmada web tasarım yapan bir hocam vardı.
Bilgisayar ve internet ile tanıştığımda bende herkes gibi interneti birkaç web sitesinden, bilgisayarı ise Ms Office’ den ibaret zannediyordum. Bir gün hocam program yazarken yanında bulundum. Hocam bunlar ne dediğimde bana verdiği cevabı asla unutamam.
Sanal hayatın gerçekleri
O gün programlamaya başladım ve şu anda belirli bir noktaya gelmiş bulunmaktayım. O günlerden bu güne gelen hocamın sözleri beni hep mutlu etmiştir.
Boynuz kulağı geçti. :)
@Erdal
Çok güzel bir skor yakalamışsın tebrik ederim.
Emrah
19 Haziran 2009
Ne güzel bir anı. Hırs değilde buna azim diyelim. Hırs her zaman faydalı sonuçlar doğurmayabilir. Azim ise her zaman başarıya ulaştırır.
Emre UGUR
19 Haziran 2009
17 yaşındayım 1.5 Senedir Bilgisayarım Var . Ama Normal Bir kullanıcının Bildiklerinden Daha İyi Şeyler Biliyorum diyebilirim .Başarımı ? Hayır . Başarı Benim için Ögrendiklerimi Bir Proje Üzerine döküp Uygulama Yapmak .
Özgür T.
20 Haziran 2009
çok istememe rağmen bana alamamışlardı. ancak babamın adına abone olduğum “Bilgisayar Magazin” dergisinin -ki abone olduğumda kampanyadan haberdar değildim – abone kampanyasının çekilişinden 386sx25 kazanmıştım.
bu tarihten iki yıl kadar önce basic kursunu bitirmiştim. şansa bak sertifika bu gün karşıma çıktı tam 72 saat:)
Adem Kurtipek
22 Haziran 2009
Merhaba Erhan,
Hepimizin sanırım böyle anıları olmuştur. Ben de buna benzeyen bir anımı paylaşayım.
Yazılarımdan hatırlarsanız ben imam hatip lisesi mezunuyum. Biliyorsunuz ki bir imam hatip lisesi mezununun şu anki sınav şartlarında bir üniversitede normal bir bölüm kazanarak okuması neredeyse imkansız.
Ben henüz imam hatip lise 2. sınıfta iken, durumun farkında olan hocalar nedendir bilinmez herkese dönem başında hangi bölümde okumak istediklerini sorarlar. Oysa ki pek fazla alternatifiniz yoktur. ya din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olacaksınız ya ilahiyat okuyacaksınız veya imam-hatip olacaksınız. Bana da üniversitede hangi bölümde okumak istediğimi soran bir hocaya, sınıftan farklı bir cevap vererek “tıp veya bilgisayar mühendisliği olmazsa mühendislik okumak istediğimi” söyledim(Sözel öğrencisiyim bir de). Bıyıklı hocamız söyle bir dudak bükerek senin ne haddine der bir eda ile “sen mi kazanacaksın o bölümleri” dedi. Böyle alaycı bir tavırla söylemesi beni o kadar kızdırdı ki ben de cevabı yapıştırdım. “Ben kazanacağım sen de göreceksin” dedim.
Şimdi bir Harita Mühendisiyim. Azmettim ve kazandım. O alaycı tavrından o an hoşnut olmadığım hocamın o tetikleyici tavrı ise bana şimdi çok ilginç geliyor.
Cemil UYANIK
22 Haziran 2009
Qbasic yaa nasıl nutabildim onu. bence başlanması gereken nokta orası programlama dillerine girecekseniz önce qbasic bileceksiniz. :)
Fırat Abak
24 Haziran 2009
Kardeş Benim Serüvende seninkine benzer bir serüven amcaoglum pc si ile sabahtan aksama kadar program indirir kurardı ve bende meraktan sorardım onun terslemesi yüzünden şu an onun kullandıgı programları ben yazmaya başladım buda bana böle bi hırs oldu :)
Security
25 Haziran 2009
Böyle anlar olmuştur tabiki herkesin hayatında, önemli olan o davranışa karşı tepki göstermemek. O davranışın nasıl üstesinden gelebileceğimizi arayp bulmak.
Elifin Günlüğü
25 Haziran 2009
Başarı öykülerinde, öğretmenlerin/öğretici konumundakilerin/bilirkişilerin payı üzerine güzel bir derleme okumuş oldum :) Olumlusu pekiştiriyor, olumsuzu tetikliyor demek ki…
Umut Özen
27 Haziran 2009
Merhaba
Aynı olay bir arkadaşımın beni cafeye götürüp araba yarışı oynatarak başlaması ile oldu o zamanlar ilk internet cafe açılmıştı semtimizde orta okul zamanlarımdı. Baktım ki olmuyor oyunlardan sıkılmaya başladım ve kendi kendime dedim ki nereye kadar bu klavyede direksiyon sallayacağız verdik kendimizi sanal dünyanın bağlantısına. Özellikle ilk zamanlarımda html ve photoshop üzerinde yoğun bir takıntı kombinasyonu oluşturmuştum. Klavyemi hızlandırmak için geceleri yatakta onu dizime alıp yazmaya çalışmalarım ve insanların bana delirdi demesi geldi aklıma :). İnsanoğlu inandığını herşeyi başarabilir. Yeterki inanın…
Aslında şöyle bir sözle yorumu kapatmak istiyorum.
“İnanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer.” (Abdülkadir Geylani)
sanalika
29 Haziran 2009
eski heyecanla yeni makalelerinizi bekliyoruz :D
fahri TDK
29 Haziran 2009
hoş bir blogunuz var ama Türkçe konusunda hiç hassas olmayan bir kaleminiz…
yakuter
29 Haziran 2009
@Fahri Bey, beni tanımadan böyle bir yorum yapmanız gerçekten üzücü. Hatalarım olabilir ama Türkçe’ye özen göstermediğimi vurgulayan yorumunuzu kabullenmem mümkün değil. 3 yılı aşan günlük yazarlığı serüvenimde ilk kez bu şekilde bir eleştiri aldım. Yine de teşekkür ederim olumsuz pekiştireçle beni daha da heveslendirdiğiniz için aynı hikayede anlattığım gibi…
Faruk Öz
30 Haziran 2009
“Napr cnms nassı gdyor.” gibi konuşanları baz alırsak Erhan Yakut’ un Türkçesi muhteşem.
Yusuf Güngör
17 Temmuz 2009
Tebrikler.
Ömer UZUN
24 Temmuz 2009
Benim tasarım ile ilgilenmemde resim dersimin zayıf gelmesinden dolayı olmuştu :)
Ömer UZUN
24 Temmuz 2009
@ fayri TDK
Şu ana kadar içeriğinde e-kitap kategorisi bulanan bloglardan sadece Erhan bey e-book yerine e-kitap yazmış. Gene gördüğüm blogların yarısından fazlası ‘Design by …’ yazar, Site tasarım fallendesign yazıyor bu sitede.
asım ekinci
24 Ağustos 2009
Merhaba
1995 yılında 128 MB ram daha çıkmamıştı. Yüksek ihtimal 8 yada 12 mb ram’dir. 128 mb ram 1998 yılında çıktı.
Burak
08 Eylül 2009
@fahri TDK
Türk dil kurumunun site takiplerinde kullandığı bir botmusun sen arkadaşım 3 senedir her cümlesini her kelimesini okuduğum erhan arkadaşımızın ne tür türkçe kullandığını takip edenler çok iyi bilir. Türk dil kurumunda yoktur ama halk arasında bir tabir vardır yırtık …. çıkar gibi çıktı diye :)
Arslan
11 Eylül 2009
@fahri TDK size şunu söylemek isterim. Erhan Beyin gayet temiz ve düzgün Türkçe ile yazılmış bir günlüğü var. Yaklaşık 2 senedir takip ediyorum ve örnek aldığım kişilerden birisidir.
Heralde tarayıcınızdaki “Karakter Kodlaması” sorunundan dolayı, Erhan Beyin yazılarını düzgün okuyamadınız.
Öyle tahmin ediyorum ve öyledir heralde :)Gene de haklı olduğunuzu iddia ediyorsanız başta şunu demek isterim. Eğer kaliteli bir Türkçeniz varsa öncelikle “Blog” kelimesine Türkçe bir karşılık bulun. Bu konuda oldukça zorlanıyoruz. Malumunuz Türkçe olmayan bir kelime üzerinde yoğunlaşarak, Türkçe yazı yazmak baya zor oluyor. :)
fatih somar
16 Mayıs 2011
neyse beni baya bi parçalara böldünüz. işim var çıkmam lazım yalnız vergi mahkemesi dilekçem 7 sayfa onuda bölerek yollarsam artık saat 3-4 ü bulur bu yüzden bunu yollayamıyorum….
son selam büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden :=)
Yakuter web tasarım, yazılım geliştirme, IPhone uygulamaları gibi konular da Üreticy'yi öneriyor.
ClipFinder HD, en ünlü 15 video paylaşım sitesi üzerinden video arayıp indiren ve format dönüştüren ...
G Data TotalCare bilgisayarınızda sağladığı tam kapsamlı güvenlik yanında optimizasyon araçlarıyla s...
G Data InternetSecurity anti-virüs, anti-casus, anti-spam anti-rootkit korumalarının yanında progra...
Performans problemi yaşamadan virüslerden korunmanızı sağlayan G Data AntiVirus, bilgisayarın aktif ...
Multiplayer oyun severlerin en çok ihtiyaç duydukları iletişim araçlarını içinde bulunduran ve onlin...
Yazılan yazılardan ilk siz haberdar olun, yeni yazılar e-postanıza gönderilsin.
yakuter
03 Kasım 2011
UfukArt
01 Kasım 2011
yakuter.com © 2006-2010 Erhan Yakut. Site tasarım Cenk Akyıldız - (Tema Bilgisi).
Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.