Geçen gün genç bir arkadaşımıza iyi bir günlük yazarı olabilmesi için neler yapabileceğini anlatıyordum. Baktım ki günlük yazarı olmak isteyenlerin gerçekten de bilinmesi gereken şeylerden bahsediyoruz, bunu bir makale haline getirmeye karar verdim. Kendi deneyimlerimden faydalanarak iyi bir günlük yazarı olmak için yapılması gerekenleri sırasıyla anlatmaya çalıştım. Bunu yaparken de başarılı ve günlük dünyasında sözü geçen kişilerden örnekler verdim. Umarım faydalı olur.
Günlük dünyasında kimileri isimleriyle, kimileri ise rumuzlarıyla tanınır. Bu çoğunlukla alınmış olan alanadına dayanır. Daha yolun başında kendi rumuzunuzu belirlemelisiniz çünkü ilerde sizi isminizden çok rumuzunuzla hatırlayacaklardır. Bunun için de genel olarak 3 farklı yol izleyebilirsiniz.
Bu seçeneklerden herhangi birisini kullanabilirsiniz, üçü de sizi başarıya ulaştırabilir. Seçerken unutmamanız gereken husus ilerde rumuzunuzla mı yoksa isminizle mi tanınmak istediğiniz?
Rumuzunuzu belirledikten sonra sıra yazılması kolay, akılda kalıcı, mümkünse kısa bir alanadı seçimine gelir. Alanadınızını uzantısının .com, .net veya .org olması tamamen size kalmış ama eğer çelişkiye düşerseniz bu konuda günlük yazarları arasında daha önceden yapılmış güzel bir araştırma var; Blogküre’ye sorduk: com, org, net… Domain tercihinde hangisini neden seçiyorsunuz?. Bağlantısını verdiğim araştırmadan bir fikir edinebilir ve alanadınızı buna göre belirleyebilirsiniz.
Altyapı olarak blogcu.com veya blogger.com gibi bedava günlük hizmeti veren servisleri kullanabilirsiniz ama günlüğünüzü kendiniz emek harcayıp kurmadıkça, sunucunun yönetimini tam olarak elinize almadıkça, kullanmış olduğunuz bedava servis üzerinde kendinizi misafir gibi hisseder ve bir türlü sisteme ısınamazsınız. En doğrusu bir barındırma (hosting) firmasından siteniz için barındırma hizmeti almak ve kendinize uygun günlük altyapısını kurarak işe koyulmak. Uygun barındırma hizmeti için Hostbul‘a bakabilirsiniz. Barındırma hizmeti seçerken nelere dikkat etmem gerekiyor diyorsanız Sunucu (host) seçimi başlıklı makaleyi okuyabilirsiniz. Uygun günlük altyapısı için eğer programcıysanız kendi yazdığınız sistemi kullanmanızı, değilseniz şuan Türkiye’deki en gözde günlük betiği olan Wordpress‘i kullanmanızı tavsiye ederim. Elbette ki isterseniz diğer günlük sistemlerini de kullanabilirsiniz.
Bu konuda ciddi bir yanlış anlama var. Kendi günlüğünüz için kendi hazırladığınız tasarımı kullanmak gibi bir zorunluluğunuz yok. Eğer tasarım konusunda uzman değilseniz hazır bir şablon/tema kullanabilirsiniz. Aksi takdirde ortaya acemice oluşturulmuş ve aceleye getirilmiş tasarımlar ve bu tasarımları kullanarak içerik üretmeye çalışan günlükler çıkıyor. Başlangıç olarak hazır şablon/tema ile yola çıkar ve ilerde bunu geliştirir veya değiştirirsiniz. Önemli olan öyle ya da böyle seçmiş olduğunuz tasarımınızın renklerinin ve yapısının içeriğinize uygun olmasıdır. Son zamanlarda sade tasarımlar ağır bassa da dediğim gibi önemli olan sizin içeriğiniz. Öyle ki sade bir tasarım size uymayabilir.
Sistemle ilgili bilgisayarınızda ihtiyaç duyacağınız programlara şu başlıktan ulaşabilirsiniz.
Rumuzunuzu belirledikten, alanadınızı seçtikten ve barındırma hizmeti alara günlük sisteminizi kurduktan sonra sıra en önemli aşamaya gelir; “Ne yazacağım?” sorusuna cevap vermek ve günlüğünüzün çerçevesini belirlemek. Kimi günlükler tek bir konuyu ele alır, kimileri ise her konuya değinir. Geniş açıdan baktığımızda ikisinin de sakıncaları vardır. İlkinde bazen konu dışına çıkmak ve rahat bir şekilde günlüğünüze içinizi dökmek istersiniz ama dökemezsiniz. İkincisinde ise insanlar sizin hangi konuya ağırlık verdiğinizi bilemezler ve zamanla sizden uzaklaşırlar. En doğru yol bir konuya ağırlık vermeniz ama arada sırada kendinizi rahat ettirmek ve belkide ziyaretçilerinizi bunaltmamak için genel konulara da değinmenizdir. Önemli olan okuyucularınızın sizi anlaması ağırlık verdiğiniz konunun ne olduğunu bilinmesi.
Not: Bu paragrafı vurgulamak için not olarak düştüm. Kopya içerikten kesinlikle uzak durun. Bir başkasının yazısını sitenizde yayınlayarak günlük yazarı olamazsınız. Daha doğrusu o günlük sizin günlüğünüz olmaz. Bununla birlikte insanlar sizin günlüğünüze değil, o yazıyı yazan günlüğe giderler. Kısacası her açıdan zararlı çıkarsınız. Bu nedenle yazının sonuç bölümünde değineceğim günlüğünüzün kişiliğiniz olduğu kavramını iyi düşünün ve ona göre davranın.
Kategori seçimi gerçekten çok önemlidir. Okuyucularınızın günlüğünüze geldiğinde ilk bakacakları yerlerden birisidir kategoriler. “Ne Yazacağım?” sorusunun cevabı kategorilerde kendini belli etmelidir. Bununla birlikte kategoriler okuyucuları doğru bir şekilde yönlendirmeli, akıllarını karıştırmamalıdır. Bu karışıklığın sebebi genellikle birbiriyle çelişen kategorilerdir. Aynı anda hem teknoloji hem de bilgisayar kategorisi yaratırsanız önce siz şaşırırsnız yazmış olduğunuz bir yazıyı hangi kategoriye ekleyeceğinizi, sonra da okuyucularınız şaşırır hangi kategorideki yazıları görüntülemek istediklerini. Bununla birlikte kategori sayısının miktarı tamamen sizin tercihinize kalmış ama ben kendi tecrübeme dayanarak az ve öz olmasından yanayım.
Ne mutlu ki ülkemiz günlük yazarları artık Türkçe’nin kullanımına çok önem veriyor. Hatta uygunsuz yazılmış yorumları onaylamıyorlar. Böyle güzel bir ortamda bir günlük yazarı olmak istiyorsanız Türkçemizi güzel kullanmaya, argodan ve yabancı sözcüklerden kaçınmaya önem vermelisiniz. Merak etmeyin, takıldığınız yerlerde Türk Dil Kurumu sözlüğü yardımınıza yetişecektir. Eğer yetişmezse diğer günlük yazarlarına danışabilirsiniz.
Günlüklerin en önemli özelliği yazarlarının çok az (mümkünse bir kişi) olması ve yazarların tanınmasıdır. Bunun için de hakkımda sayfasını mutlaka doldurun. Bırakın okuyucularınız sizi tanısın. İsminizi bilsin. Bir iletişim sayfası koyarak size ulaşmalarını sağlayın. Hatta daha da samimi olarak resminizi koyabilirsiniz. İnanın bu kötü değil tam tersine oldukça olumlu karşılanır.
Siz siz olun sadece kendi günlüğünüzle ilgilenin ve yükseklere çıkmak için başkalarından destek dilemeyin. Daha doğrusu yükselme arzusu sizi yolunuzdan şaşırmasın. Aksi takdirde günlük yazarlarıyla hoş muhabbet geçinmek, tatlı atışmalara girişmek varken kavga dövüş bir yerlere gelmeye çalışırsınız ve gün gelir kimsenin yüzüne bakamazsınız. Siz kendi yazılarınızı düşünün, orjinal içerik üretmek için çalışın. Eğer hakkıyla bu dediğimi yaparsanız zaten insanlar sizi görmezden gelemezler ve bir şekilde görünmeyen bir bağ ile günlüğünüze bağlanırlar. Her gün günlüğünüzü bir kez olsun ziyaret etmek isterler. Siz uzun süre yazmadığınız zaman “Nerelerdesin?” diye e-postalar gönderir, sizi merak ederler. Yazmış oldukları yazılarla size atıfta bulunur, sizi de konulara dahil etmek isterler. Mimlerle size selamlar gönderir, sizin de cevaplarınızı merak ederler. Mim demişken lütfen yüksek popülaritesi olan sitelerden pay çıkarmak için onları mimlemeyin, sizi komik duruma düşürecek mimler çıkarmayın. Yoksa reddedildiğinizde gereksiz yere üzülür ve sinirlenirsiniz.
Eğer gerçekten bir günlük yazarı olmak istiyorsanız günlüğünüzün kişiliğinizi yansıttığını veya yansıtması gerektiğini unutmamalısınız. Yazılarınızı yazarken hep bunu düşünmeli, içeriğinizi dâhi buna göre oluşturmalısınız.
Bu makaleyi yazarken gördüm ki benimde başlarda bazı hatalarım olmuş, ciddi yanlışlar yapmışım ama öğrenmenin sonu yoktur. İnsan zamanla kendini nasıl daha iyi anlatacağını görüyor, öğreniyor. Umarım siz de en kısa zamanda kendinizi anlatmanın doğru yolunu bulur, her adımınızda başarılı olursunuz.
Saygılar, sevgiler…

yakuter.com © 2006-2008 Erhan Yakut. Site tasarım fallendesign.
Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
30 Şenol Örencik
29 Ağustos 2008, 18:28
Süper,yine faydalı bir yazı şimdi blogumu tekrar gözden geçiricem.
29 yakuter
26 Ağustos 2008, 12:19
@Mephisto, teşekkür ederim paylaşımın için ;)
28 Mephisto
26 Ağustos 2008, 10:28
Güzel ve Faydalı bilgiler.İlginizi çekebilecek ve bu yazıyı tamamlayacak bir başlık isterseniz Buradan okuyabilirsiniz ;)
27 Volkan Görgülü
30 Temmuz 2008, 12:47
Çok faydalı bir paylaşım, olmuş çok teşekkürler
26 Taci Yalçın
12 Temmuz 2008, 14:32
Sevgili Erhan, gerçekten çok başarılı bir yazı yazmışsın, tebrik ediyorum. (İşin klişe bölümü, tebrikle giriş)
Fakat benim takıldığım bir nokta var. Blog kelimesinin yerine ”günlük” kelimesi hiç olmuyor. Uymuyor. Günlük tamamen farklı bir şeydir, blog farklı bir şey. Türkçe’yi sonuna kadar destekleyen biriyim, hatta biraz fanatiklik boyutundayım diyebilirim bu konuda. Ama blog kelimesinin karşılığı, günlük değil. Kafamıza göre bir isim bulup, kullanmakta tabii ki özgürüz lakin belirli bir okuyucu kitlemiz varsa, özgür olamayız o konuda diye düşünüyorum. Günlük kavramını geçtim, blog ismine günlükten daha anlamlı ve karşılayan bir kelime bulsak bile, birkaç Türkçe gönüllüsü dışında herkes blog ismini kullanmaya devam edecektir. Bazen yabancı dilden geçmiş kelimelere öyle Türkçe karşılıklar buluyoruz ki, hem ağlatıp hem güldürecek cinsten. Böyle olunca da Türkçe’ye fayda değil zarar getirmiş oluyoruz. Blog gibi artık ”tamamen” Türkçe’ye oturmuş kavramları değiştirmeye çalışmayalım. Bu konudaki çalışmalarına büyük saygı duyuyorum, lakin her şey sandığımız gibi olmuyor. Kolay gelsin, sevgiler…
25 yakuter
07 Temmuz 2008, 16:29
@Nethalil ve diğer tüm arkadaşlar, teşekkür ederim yorumlarınız için.
24 NeTHalil
07 Temmuz 2008, 10:15
Herşey tam anlamıyla açıklanmış zaten bu makaleyi yazmak da yaşanmadan olmaz…
23 Mehmet Selim
05 Temmuz 2008, 11:08
Çok güzel ve açıklayınıcı bir yazı olmuş teşekkürler erhan abi.
22 yakuter
05 Temmuz 2008, 01:55
@amanhem, konuyu çok güzel özetlemişsin. Benim de amacım bu düşünceyi kazandırmaktı. Mutlu oldum bunları duyduğuma ;)
21 amanhem
05 Temmuz 2008, 01:42
teşekkür ederek başlamak istiyorum, bu yazı gerçekten doyurucu bilgiler içeriyor.
heni ben bir blog açacak olsam ve neler yapmalıyım diye bir soru yumağı zihnimi kurcalayıp duruyor olsaydı bu yazı beni tamamiyle aydınlatırdı.
Tekrar teşekkürler.